Yılmaz Erdoğan – ETME (Mevlana'nın Şems'e Özlemi)
Tarih: 5 Nisan 2009Adı Şemsettin Muhammed Tebrizi (Tebrizli Şems) olan bir derviş bir gün Mevlana’nın önünü keser ve aralarında şu konuşma geçer.
Şems: Muhammed mi büyüktür, yoksa Beyazıt Bistami mi?
Mevlana: O ki peygamberlerin sonuncusudur; O’nun yanında Beyazıt’ın sözü mü olur?
Şems: Neden Muhammed “kalbim paslanır da bu yüzden Rabbime günde yetmiş kez istiğfar ederim” diyor da, Beyazıt “kendimi noksan sıfatlardan uzak tutarım, bedenimin içinde Allah’tan başka varlık yok” diyor; buna ne dersin?
Mevlana: Muhammed her gün yetmiş makam aşıyordu. Her makamın yüceliğine vardığında önceki makam ve mertebedeki bilgisinin yetmezliğinden istiğfar ediyordu. Oysa Beyazıt ulaştığı makamın yüceliğinde doyuma ulaştı ve kendinden geçti, gücü sınırlıydı; onun için böyle konuştu.
İki dervişin yolu bu şekilde kesişti. Yeni gelen bu derviş yüzünden artık Mevlana sohbet, vaaz vermez oldu. Bu durum Konyalıları kızdırdı ve şemsi gitmesi yolunda tehdit dahi etme cüretini gösterdiler. Şems bir gün ortadan kayboldu. Mevlana Şems’in gidişinden sonra yemeden içmeden kesilmiş, kimseyle görüşmez olmuş, Şems’e aşk ve özlem dolu gazeller söyler olmuş.
İşte bu gazelde bunlardan biri. Yılmaz Erdoğan’ın seslendirmesiyle dinlemek de farklı bir tat veriyor insana.
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
Ey ay, felek harab olmuş, ziyan olmuş senin için
Bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme.
Ey, makamı var ve yokun üstünde olan
Sen varlık sahasını terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan
Sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Şekerliğinin içinde zehir olsa dokunmaz bize
Sen zehri o şeker, şekeri zehrediyorsun, etme.
Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
İsyan et eyy arkadaşım, söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.
Şems: Neden Muhammed “kalbim paslanır da bu yüzden Rabbime günde yetmiş kez istiğfar ederim” diyor da, Beyazıt “kendimi noksan sıfatlardan uzak tutarım, bedenimin içinde Allah’tan başka varlık yok” diyor; buna ne dersin?
Mevlana: Muhammed her gün yetmiş makam aşıyordu. Her makamın yüceliğine vardığında önceki makam ve mertebedeki bilgisinin yetmezliğinden istiğfar ediyordu. Oysa Beyazıt ulaştığı makamın yüceliğinde doyuma ulaştı ve kendinden geçti, gücü sınırlıydı; onun için böyle konuştu.
İki dervişin yolu bu şekilde kesişti. Yeni gelen bu derviş yüzünden artık Mevlana sohbet, vaaz vermez oldu. Bu durum Konyalıları kızdırdı ve şemsi gitmesi yolunda tehdit dahi etme cüretini gösterdiler. Şems bir gün ortadan kayboldu. Mevlana Şems’in gidişinden sonra yemeden içmeden kesilmiş, kimseyle görüşmez olmuş, Şems’e aşk ve özlem dolu gazeller söyler olmuş.
İşte bu gazelde bunlardan biri. Yılmaz Erdoğan’ın seslendirmesiyle dinlemek de farklı bir tat veriyor insana.
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.
Ey ay, felek harab olmuş, ziyan olmuş senin için
Bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme.
Ey, makamı var ve yokun üstünde olan
Sen varlık sahasını terk ediyorsun, etme.
Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan
Sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.
Şekerliğinin içinde zehir olsa dokunmaz bize
Sen zehri o şeker, şekeri zehrediyorsun, etme.
Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.
İsyan et eyy arkadaşım, söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.