SOKAK ÇOCUĞU GÜNCESİ

Tarih: 13 Mayıs 2009

‘ Fırtına olacak, kar yağacak denirken güneşli bir havayla karşılaştım. Islanıp üşümeyeceğim diye sevinmeli miyim; yoksa bu güzel havayı müjdeleyeceğim bir ailemin olmadığına üzülmeli miyim bilemedim. Ama kalbim üzülmeyi seçti. Her şey eksikti; çünkü. Yaşadığım acılar, cevaplayamadığım onca soru, ayazda geçen birçok gece dışında her şey!

Geçen gün yeni ayakkabılarım oldu. Şöyyyle en hızlı koşanından, beyaz, spor bir çift ayakkabı. Hee mont da vardı yanında: kapüşonu kocaman, mavi, su geçirmez cinstendi.

Fermuarının üzerinde örümcek adam bile vardı. Her şeyi tamdı yani. Ama hayır, eksikti. Eksikti çünkü üzerinde annemin kokusu, ayakkabılarımda babamın parmak izleri yoktu. Hayata tutunmak için bir yer arıyordum. Ayakkabı boyuyordum üç-beş kuruşa ve hayata boyadığım ayakkabıların bağlarından tutunmaya çalışıyordum. Boyamadan önce çözdüğüm o ayakkabı bağları, sadece bir ayakkabı bağı değildi. Belki hayat yükümü çeken urgan, belki de düşlerimde gökyüzüne süzülen o balonun ipiydi.

Hayallerim çalınmıştı benim. Bilye oynarken kazdığım küçücük kuyunun içindeyim, saki. Şehrin bütün kötülükleri, mezarlığından kaçan tüm hayaletler, kokuşmuş tümceler! Hepsi hepsi orda. Bir bilyelerim! Bilyelerim kuyunun dışında kaldılar. Uçurtmamı karakargalar kaçırmıştı, baykuşlara vermek için. Kırmızı başlıklı kızın kurdu ondan vazgeçip benim peşime düşmüştü, sanki. Hep soluk soluğayım.
Titrek yüreğimle ne yapacağımı bilmezken, insanlar korkuyor benden. Adım sokak çocuğu ya! Ya faça çekersem bir yerlerine! Maazallah paralarını da çalarım demi! Üstüm başım kir pas içinde ya, kirletirse o şık elbiselerini!

Peki, geçen gün ki o resim çizen abi neden terslemişti, beni? Oysa ne kadar uysaldım. Çok da sevimli olduğumu düşünüyordum. Sanırım bu sadece benim düşüncemmiş.

Ben sadece istemiştim ki: beni de çizsin. Ama sadece beni değil. Yanımda babamı ve yumuşacık eline sıkı sıkı sarıldığım annemi de çizsin. Belki de sadece karakalem çalışılmış o resim kâğıdında görecektim onları. Ama kalemi gitti bana yine karası kaldı hayatın.

İşte kalbim belki de bunun için üzülmeyi seçti.

Söyler misiniz tüm bu hissettiklerim kadere dönüşen çaresizliğimden mi; yoksa içinde eriyip gittiğim sefilliğimden mi?

Diye yazar herhalde bir sokak çocuğu, ömür defterine bir sayfa daha eklerken.

Biz kendi penceremizden görebildiklerimizi aktarabildik; ancak. Ama onlar! Onlar sıcak sobaya elini dokunduranlar.

Hissetmeyen bilemez belki ama gelin bizler de sobaya dokunan o ellerin suyu olalım ve

23 Nisan’ın hediye edildiği tüm çiçekler ama tüm çiçekler sulansın.

Merve ABADANOĞLU

Dilerseniz yorum yapabilir ya da geri izleme yoluyla sitenizde yayınlayabilirsiniz.

Yorum yapın?