Archive

Archive for the ‘Kendimden’ Category

SOKAK ÇOCUĞU GÜNCESİ

Mayıs 13th, 2009

‘ Fırtına olacak, kar yağacak denirken güneşli bir havayla karşılaştım. Islanıp üşümeyeceğim diye sevinmeli miyim; yoksa bu güzel havayı müjdeleyeceğim bir ailemin olmadığına üzülmeli miyim bilemedim. Ama kalbim üzülmeyi seçti. Her şey eksikti; çünkü. Yaşadığım acılar, cevaplayamadığım onca soru, ayazda geçen birçok gece dışında her şey!

Geçen gün yeni ayakkabılarım oldu. Şöyyyle en hızlı koşanından, beyaz, spor bir çift ayakkabı. Hee mont da vardı yanında: kapüşonu kocaman, mavi, su geçirmez cinstendi.

Fermuarının üzerinde örümcek adam bile vardı. Her şeyi tamdı yani. Ama hayır, eksikti. Eksikti çünkü üzerinde annemin kokusu, ayakkabılarımda babamın parmak izleri yoktu. Hayata tutunmak için bir yer arıyordum. Ayakkabı boyuyordum üç-beş kuruşa ve hayata boyadığım ayakkabıların bağlarından tutunmaya çalışıyordum. Boyamadan önce çözdüğüm o ayakkabı bağları, sadece bir ayakkabı bağı değildi. Belki hayat yükümü çeken urgan, belki de düşlerimde gökyüzüne süzülen o balonun ipiydi.

Read more…

deneme, Kendimden

Yılmaz Erdoğan – ETME (Mevlana'nın Şems'e Özlemi)

Nisan 5th, 2009

Adı Şemsettin Muhammed Tebrizi (Tebrizli Şems) olan bir derviş bir gün Mevlana’nın önünü keser ve aralarında şu konuşma geçer.

Şems: Muhammed mi büyüktür, yoksa Beyazıt Bistami mi?

Mevlana: O ki peygamberlerin sonuncusudur; O’nun yanında Beyazıt’ın sözü mü olur?

Şems: Neden Muhammed “kalbim paslanır da bu yüzden Rabbime günde yetmiş kez istiğfar ederim” diyor da, Beyazıt “kendimi noksan sıfatlardan uzak tutarım, bedenimin içinde Allah’tan başka varlık yok” diyor; buna ne dersin?

Mevlana: Muhammed her gün yetmiş makam aşıyordu. Her makamın yüceliğine vardığında önceki makam ve mertebedeki bilgisinin yetmezliğinden istiğfar ediyordu. Oysa Beyazıt ulaştığı makamın yüceliğinde doyuma ulaştı ve kendinden geçti, gücü sınırlıydı; onun için böyle konuştu.

İki dervişin yolu bu şekilde kesişti. Yeni gelen bu derviş yüzünden artık Mevlana sohbet, vaaz vermez oldu. Bu durum Konyalıları kızdırdı ve şemsi gitmesi yolunda tehdit dahi etme cüretini gösterdiler. Şems bir gün ortadan kayboldu. Mevlana Şems’in gidişinden sonra yemeden içmeden kesilmiş, kimseyle görüşmez olmuş, Şems’e aşk ve özlem dolu gazeller söyler olmuş.

İşte bu gazelde bunlardan biri. Yılmaz Erdoğan’ın seslendirmesiyle dinlemek de farklı bir tat veriyor insana.

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme.

Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme.

Ey ay, felek harab olmuş, ziyan olmuş senin için

Bizi öyle harab, öyle ziyan ediyorsun, etme.

Ey, makamı var ve yokun üstünde olan

Sen varlık sahasını terk ediyorsun, etme.

Sen yüz çevirecek olsan, ay kapkara olur gamdan

Sen ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme.

Şekerliğinin içinde zehir olsa dokunmaz bize

Sen zehri o şeker, şekeri zehrediyorsun, etme.

Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı

Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun, etme.

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer

Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme.

İsyan et eyy arkadaşım, söz söyleyecek an değil

Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme.

Read more…

internet, Kendimden ,

Sigaranın Zararıyla Alakalı Bir Deney

Şubat 9th, 2009

Bu deneyi izlediğimde gerçekten şok oldum. Eleman 20 paket sigarayı alıyor ve tek tek bir motor yardımıyla sigaranın dumanını bir su içersinden geçirterek süzüyor. Sonra o suyu kaynatıyor ve geriye katran kalıyor. 20 paket sigaradan çıkan katran miktarını görünce gözlerinize inanamayacaksınız.

Read more…

Kendimden , ,

Yeni ve Eski TL

Ocak 12th, 2009

Memur olan arkadaşlar beni çok iyi anlayacaktır. Malum hükümet aralık maaşlarını 5 Aralık tarihinde ödedi. 1 Ocak tarihinde de YTL den TL ye dönüş yaptık. Bu gün ayın 12 si. Kardeşim 12 gündür nerdeydin, yeni çıkan TL’ler artık eskidi sen daha bunu yeni yazıyorsun dediğinizi duyar gibiyim :-D Ama memur olan birisi ayın sonunda (hemde maaşı 5 Aralıkta almış) nerden bulacak yeni TL’yi? Para bitti bende bu gün (mecburen) bankamatiğe uğradım. Ek hesaptan biraz para çektim. Baktım gıcır gıcır paralar. Daha katlanmamış. Muhakkak ilk benim cebime giriyordu bu gıcır gıcır paralar. Aklıma hemen 1 Ocak 2005 tarihinden önceki paralar geldi.

Ya neydi onlar öyle, Yırtılmış 5 parçaya bölünmüş, parçaları bantla yapıştırılmış, pantolonun cebinde unutulup çamaşır makinesinde yıkanmış, rengi solmuş vesaire vesaire paralar… Hatırlıyorum da Mark ve Dolar aldığımızda bu paraları nasıl itinayla katlar, cüzdanımızın en güzide köşesine itina ile iliştirirdik. Fazla yıpranırsa, yırtılırsa geçmeyeceğini düşünürdük. Hala da böyle düşünüyoruz galiba. Ama kendi paramızı cüzdana koyma gereği duymaz, kot pantolonumuzun cebine kırıştıra kırıştıra, tepiştire tepiştire koyarız.
Read more…

deneme, Kendimden , ,

İlk Yazı, İlk Sözler

Ekim 8th, 2008

Tarih 08.10.2008 i gösteriyor. Yav baktım herkesin bir blogu var. Benim de bir blogum olsun istedim. Allah utandırmasın.

İlkyazı her zaman zor olmuştur. “Söze nerden gireyim, nasıl bir başlangıç yapayım?” diye düşünür durursun. Ama açık söylemek gerekirse ben bu işin bu kadar zor olacağını düşünememiştim. Şu satırları yazarken bile ilkyazımla alakalı zihin fırtınaları yaşıyorum. Ama bu kadar düşünce içersinde söze de bir türlü başlayamıyorum. “Yeter ulan başlayacaksan başla” dediğinizi duyar gibiyim.

Bu blogu açmamdaki amaç, olaylar ve konular hakkındaki düşüncelerimi özgün bir ifadeyle (başka sitelerden kopyala-yapıştır yapmadan) siz değerli okuyucularım/takipçilerimle paylaşmak. Gün gelecek yeni çıkan bir oyun hakkında konuşacağız, gün gelecek ilginç siteleri tanıtacağız, gün gelecek bileşim dünyasındaki gelişmelerden bahsedeceğiz. Bu blogun nasıl gelişeceğini, ne yöne gideceğini Read more…

Kendimden , ,