Archive

Archive for the ‘deneme’ Category

SOKAK ÇOCUĞU GÜNCESİ

Mayıs 13th, 2009

‘ Fırtına olacak, kar yağacak denirken güneşli bir havayla karşılaştım. Islanıp üşümeyeceğim diye sevinmeli miyim; yoksa bu güzel havayı müjdeleyeceğim bir ailemin olmadığına üzülmeli miyim bilemedim. Ama kalbim üzülmeyi seçti. Her şey eksikti; çünkü. Yaşadığım acılar, cevaplayamadığım onca soru, ayazda geçen birçok gece dışında her şey!

Geçen gün yeni ayakkabılarım oldu. Şöyyyle en hızlı koşanından, beyaz, spor bir çift ayakkabı. Hee mont da vardı yanında: kapüşonu kocaman, mavi, su geçirmez cinstendi.

Fermuarının üzerinde örümcek adam bile vardı. Her şeyi tamdı yani. Ama hayır, eksikti. Eksikti çünkü üzerinde annemin kokusu, ayakkabılarımda babamın parmak izleri yoktu. Hayata tutunmak için bir yer arıyordum. Ayakkabı boyuyordum üç-beş kuruşa ve hayata boyadığım ayakkabıların bağlarından tutunmaya çalışıyordum. Boyamadan önce çözdüğüm o ayakkabı bağları, sadece bir ayakkabı bağı değildi. Belki hayat yükümü çeken urgan, belki de düşlerimde gökyüzüne süzülen o balonun ipiydi.

Read more…

deneme, Kendimden

Online Kitap Alışverişi

Şubat 23rd, 2009

Kitap dünyası çok büyük ve çok geniştir. Tüm kıta ve tüm dillerde yayınlar vardır. Kitaplar sınırsız sayıda konular içerir. Dünyada pek çok siyasi ve kültürel değişiklik olmasına rağmen kitaplar her zaman her devirde gereken itibarı almışlardır. Fakat uygar toplumlarda daha da önem kazanmıştır. Öğrenme sınırsız olduğuna göre kitabı aşkla okuyanların sayısı da hiç azımsanmayacak kadardır. Ülkemizde de kitaba olan ilgi son yıllarda artmış durumdadır. Bu da gelişmişliğin bir göstergesidir.

Geleneksel kitapçılar hala çok popülerdir. Pek çok kitap yayıncıları ve satıcılar bu işi yüzyıllardır aynı şekilde yapıyorlar. Kitapları her zaman toplumun değişik kesimlerince talep görmektedir. Bu yüzden farklı kategorilerdeki kitapların farklı okuyucuları mevcuttur. Geleneksel kitap satıcıları için çok fazla kitap stoku yapmak karlı bir iş değildir. Aradığınız bir kitabı geleneksel kitapçılarda bulmak da deveye hendek atlatmak gibi bir şeydir.

Ayrıca bu insanların zaman harcamasına sebep olur. Erkek ve kadınların çok yoğun iş programları yüzünden kitap almak için bu kadar vakit harcamaları vakit kaybı olarak algılanır. Birden fazla kitap alımı yapılacağı zaman da kitapçılar tek tek gezilmek zorunda kalınır. Read more…

deneme , , ,

Yeni ve Eski TL

Ocak 12th, 2009

Memur olan arkadaşlar beni çok iyi anlayacaktır. Malum hükümet aralık maaşlarını 5 Aralık tarihinde ödedi. 1 Ocak tarihinde de YTL den TL ye dönüş yaptık. Bu gün ayın 12 si. Kardeşim 12 gündür nerdeydin, yeni çıkan TL’ler artık eskidi sen daha bunu yeni yazıyorsun dediğinizi duyar gibiyim :-D Ama memur olan birisi ayın sonunda (hemde maaşı 5 Aralıkta almış) nerden bulacak yeni TL’yi? Para bitti bende bu gün (mecburen) bankamatiğe uğradım. Ek hesaptan biraz para çektim. Baktım gıcır gıcır paralar. Daha katlanmamış. Muhakkak ilk benim cebime giriyordu bu gıcır gıcır paralar. Aklıma hemen 1 Ocak 2005 tarihinden önceki paralar geldi.

Ya neydi onlar öyle, Yırtılmış 5 parçaya bölünmüş, parçaları bantla yapıştırılmış, pantolonun cebinde unutulup çamaşır makinesinde yıkanmış, rengi solmuş vesaire vesaire paralar… Hatırlıyorum da Mark ve Dolar aldığımızda bu paraları nasıl itinayla katlar, cüzdanımızın en güzide köşesine itina ile iliştirirdik. Fazla yıpranırsa, yırtılırsa geçmeyeceğini düşünürdük. Hala da böyle düşünüyoruz galiba. Ama kendi paramızı cüzdana koyma gereği duymaz, kot pantolonumuzun cebine kırıştıra kırıştıra, tepiştire tepiştire koyarız.
Read more…

deneme, Kendimden , ,

AVRUPA BİRLİĞİ MASALI

Aralık 28th, 2008

Cumhuriyetin kuruluşundan beri var olan Avrupa ile ilişkilerimiz dönem dönem hız kazanmış, dönem askıya alınmıştır. 1963′te Ankara Anlaşması, 1970′te Katma Protokolü imzalanmıştır. Bu imzalanan belgelerle Türkiye ve AB karşılıklı olarak taahhütte bulunmuşlar, fakat her iki tarafta yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. 1987 yılında tekrar tam üyelik başvurusunda bulunan Türkiye, bu başvurusundan da istediğini alamamıştır. Ancak Türkiye’yi Avrupa’ya yakınlaştıracağını ve daha sonraki dönemde Türkiye’yi tam üye yapacağı sanılan Gümrük Birliği anlaşması imzalanmıştır. Ancak bu anlaşma yakınlaştırmak yerine, ülkemizin ulusal çıkarlarına ters düşen yükümlülükler altına sokmuştur. Gümrük Birliği’ne detaylı değinmeyeceğim. Asıl önemli olan konuya Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girip girmeyeceği konusu üzerinde duracağım.

Türkiye Avrupa Birliği’ne girer mi? bence giremez. Giremez derken Avrupa Birliği ülkemizi tam üye olarak almaz.

Türkiye 1999 yılında AB ile tekrar müzakerelere başlamış ve yine taahhütlerde bulunmuştur. Şimdi varsayalım Türkiye içindeki siyasal ve sosyal hatta ekonomik sorunları halletti, uyum yasalarının hepsini çıkardı, insan hakları, Evrensel Beyannamesi’nin tüm maddelerini, hatta Kopenhag kriterlerinin tümünü uyguladık. Kıbrıs sorununu da hallettik.

Hatta olayın başka bir boyutu, kokoreci yasakladık, işkembeyi ortadan kaldırdık, vs. vs….

Peki, bütün bunlara rağmen AB’ye tam üye olabilecek miyiz? Hayır olamayız. Çünkü Avrupa Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almayacak. Neden mi?
Read more…

deneme , , ,

KARA TREN

Aralık 22nd, 2008

Bahçe istasyonunda durunca, elindeki tepside içliköfte, vagonlara üşüşen satıcıların bağırtılarını ve genzime çarpan soğan, yanmış yağ kokusunu hatırlıyorum. Midem bulanırdı zaten ne zaman trene binsem.
Bu bir yana, hayatımın en güzel anlarını, Malatya’dan Adana’ya, oradan aktarmayla Dörtyol’a ulaştığımız o tren yolculuklarında geçirdim.
Şimdi, bu satırları yazarken, Sebahat Akkiraz’ın o mükemmel yorumundan, o ciğer delen Arguvan türküsünü dinliyorum:
“Gara tren de yol alıyı Cürek’ten! ‘
Dururken çıkardığı o garip tıslamalar, mihaniki sesler, fren yaparken çıkan o garip gürültü ve tıslamalar, o is, yağ, kömür mü artık o tuhaf koku, o insan sıcağı, o içinde taşıdığı insanların yüzlerce hikâyesinin de taşındığı hantal, ağır, sanki insanın çilelerini yüklendiği için özellikle yokuşlarda zorlanan vagonlarıyla kara trenler, lokomotif ve vagonları, birer demir yığını değil; birer canlı, birer tarih öncesi yaratığı idiler!
Hele tüneller! Akkiraz’ın söylediği bu yanık Arguvan, “ölem ölem kör kader” havasının hüznü en çok, uçakların hava boşluğuna düştüğü gibi, muazzam bir karanlık ve belirsizliğe girip kaybolduktan sonra, göz alabildiğine uzayan ağaçsız, kıraç dağ yamaçlarının arasında zorlanarak ilerlediği zamanlarda bize ayrılığın acısını tattırır ve kulaklarında tınısı belirirdi. İlkin yürek yakan bir mey sesi belirirdi. Read more…

deneme , , , , , , , , , ,