Cumhuriyetin kuruluşundan beri var olan Avrupa ile ilişkilerimiz dönem dönem hız kazanmış, dönem askıya alınmıştır. 1963′te Ankara Anlaşması, 1970′te Katma Protokolü imzalanmıştır. Bu imzalanan belgelerle Türkiye ve AB karşılıklı olarak taahhütte bulunmuşlar, fakat her iki tarafta yükümlülüklerini yerine getirmemiştir. 1987 yılında tekrar tam üyelik başvurusunda bulunan Türkiye, bu başvurusundan da istediğini alamamıştır. Ancak Türkiye’yi Avrupa’ya yakınlaştıracağını ve daha sonraki dönemde Türkiye’yi tam üye yapacağı sanılan Gümrük Birliği anlaşması imzalanmıştır. Ancak bu anlaşma yakınlaştırmak yerine, ülkemizin ulusal çıkarlarına ters düşen yükümlülükler altına sokmuştur. Gümrük Birliği’ne detaylı değinmeyeceğim. Asıl önemli olan konuya Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girip girmeyeceği konusu üzerinde duracağım.
Türkiye Avrupa Birliği’ne girer mi? bence giremez. Giremez derken Avrupa Birliği ülkemizi tam üye olarak almaz.
Türkiye 1999 yılında AB ile tekrar müzakerelere başlamış ve yine taahhütlerde bulunmuştur. Şimdi varsayalım Türkiye içindeki siyasal ve sosyal hatta ekonomik sorunları halletti, uyum yasalarının hepsini çıkardı, insan hakları, Evrensel Beyannamesi’nin tüm maddelerini, hatta Kopenhag kriterlerinin tümünü uyguladık. Kıbrıs sorununu da hallettik.
Hatta olayın başka bir boyutu, kokoreci yasakladık, işkembeyi ortadan kaldırdık, vs. vs….
Peki, bütün bunlara rağmen AB’ye tam üye olabilecek miyiz? Hayır olamayız. Çünkü Avrupa Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne almayacak. Neden mi?
Read more…
deneme
ab ye girebilecekmiyiz, ab ye girebilirmiyiz, kopenhag, kriter
Bahçe istasyonunda durunca, elindeki tepside içliköfte, vagonlara üşüşen satıcıların bağırtılarını ve genzime çarpan soğan, yanmış yağ kokusunu hatırlıyorum. Midem bulanırdı zaten ne zaman trene binsem.
Bu bir yana, hayatımın en güzel anlarını, Malatya’dan Adana’ya, oradan aktarmayla Dörtyol’a ulaştığımız o tren yolculuklarında geçirdim.
Şimdi, bu satırları yazarken, Sebahat Akkiraz’ın o mükemmel yorumundan, o ciğer delen Arguvan türküsünü dinliyorum:
“Gara tren de yol alıyı Cürek’ten! ‘
Dururken çıkardığı o garip tıslamalar, mihaniki sesler, fren yaparken çıkan o garip gürültü ve tıslamalar, o is, yağ, kömür mü artık o tuhaf koku, o insan sıcağı, o içinde taşıdığı insanların yüzlerce hikâyesinin de taşındığı hantal, ağır, sanki insanın çilelerini yüklendiği için özellikle yokuşlarda zorlanan vagonlarıyla kara trenler, lokomotif ve vagonları, birer demir yığını değil; birer canlı, birer tarih öncesi yaratığı idiler!
Hele tüneller! Akkiraz’ın söylediği bu yanık Arguvan, “ölem ölem kör kader” havasının hüznü en çok, uçakların hava boşluğuna düştüğü gibi, muazzam bir karanlık ve belirsizliğe girip kaybolduktan sonra, göz alabildiğine uzayan ağaçsız, kıraç dağ yamaçlarının arasında zorlanarak ilerlediği zamanlarda bize ayrılığın acısını tattırır ve kulaklarında tınısı belirirdi. İlkin yürek yakan bir mey sesi belirirdi. Read more…
deneme
adana, akkiraz, cahit sıtkı, deneme, gar, istasyon, kara tren, malatya, sabahat, tren, vagon
Varmısın yokmusun da 50 sent baygınlığından kurtulmak için yaptığım zap sırasında denk geldiğim başka bir baygınlık. Bu Mehmet Ali Erbili anlamak gerçekten zor. Mehmet Ali Erbil ile elli sarışın yarışma programı, Mehmet Ali’nin son çırpınışı gibi duruyor. Çarkıfelek programında yeteri kadar pot kırdı. Halk kendisinden bıktı. Tiyatro kökenli bir sanatçının böyle şeylerle değil de, sinema-tiyatro ile uğraşması gerekir. Bu programda da 50 sarışın kız ve Mehmet Ali; düşünmesi bile insanlarda merak uyandırıyor. Bu adam bu kızlara ikide bir laf sokar şimdi. Bizim milletimiz ilginçtir. Sırf bu laf sokmalarını duymak için bile izlerler programı. Ben analiz yapmak ve bu yazımı hazırlamak için (yani sizler için) izledim. Kendim için izliyorsam ne olayım
Read more…
elestiri
50 sarışın, aptal sarışın, mali, mehmet ali erbil, sarışın kızar


Siz de kendi resimlerinize böyle eğlenceli konuşma balonları mı eklemek istiyorsunuz. Size nasıl yapıldığını anlatayım. Read more…
internet
ekleme, karikatür yapımı, konuşma balonu yapımı, resimlere
 |
Tek Adam (Mustafa Kemal) Cilt I Şevket Süreyya Aydemir |
Merhaba arkadaşlar!
Sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyacağım bir kitabı-henüz okuma fırsatı bulamayan arkadaşlara- tanıtmak istiyorum. Bu kitap Şevket Süreyya AYDEMİR’in hiç şüphesiz bir başyapıt olan “TEK ADAM”ıdır.
Bu başyapıt Osmanlı imparatorluğunun çöküşüyle birlikte bu coğrafyanın, içinden çıkılamaz bir hal aldığı dönemde, Türk ulusunun içindeki bağımsızlık ateşini yakacak ve bu uğurda hiçbir sorumluluktan kaçmayacak bir lidere ihtiyaç duyduğu anda Atatürk’ün sıyrılışı ve verdiği takdir-e şayan mücadelenin hikâyesini bizlere sunmaktadır.
Ulu önderi, okuduğunuz diğer kitaplara nazaran, daha yakından tanıma fırsatı bulacağınız bu kitapta, yurdumuzu işgal eden devletlere karşı verdiği mücadeleden daha fazlasını meclis içinde, birçok arkadaşına karşı verdiğinin farkına varacaksınız. Çanakkale cephesi, Doğu cephesi, zorlu Lozan günleri, İstanbul hükümetine karşı verilen mücadeleler, iç isyanlar! Read more…
Kitap
Atatürk, Kitap, Tek adam
Son Yorumlar